Thursday, September 10, 2009

Turkler gibi eglenmek

>
> TÜRKLER GÝBÝ EÐLENMEK...
>
> Almanya'dan gazeteci bir dostum aradý. Bir
> meslektaþýmýzýn Ankara'ya
> geleceðini ve Türkiye-AB iliþkileri konusunda bir makale
> yazacaðýný söyledi.
> Gelecek arkadaþ Türkiye'nin katýlýmýna sýcak
> bakýyormuþ. Benim adýmý,
> telefonumu vermiþ, yardýmcý olmamý istiyormuþ. Kabûl
> ettim. Neticede bir
> yerde memlekete hizmet durumu.
>
> Ertesi gün aradý, buluþtuk. Bir yerde oturduk bir-iki
> fincan çay içtik.
> Nereye gitmek istediðini sordum. "Kocatepe Camii" dedi.
> "Niye", diye sordum.
> "Sen Müslüman mýsýn?". Deðilmiþ, ama merak
> ediyormuþ. Neyse gittik. Bana
> kubbenin çapýndan, avizenin aðýrlýðýný, toplam
> kapalý alanýn
> metrekaresinden, avlunun kapasitesine kadar sorular sordu.
> Önce soruyu
> soruyordu, ondan sonra cevâbýný veriyordu.
>
> Sonra akþam oldu. "Türkler gibi eðlenmek istiyorum"
> dedi. "Siz nasýl
> eðleniyorsanýz, bir akþamý nasýl geçiriyorsanýz, tam
> öyle". "Yahu yapma"
> dedim, "bünyen kaldýrmaz" dedim, dinletemedim. Eh, artýk
> keyfi bilir. O
> yýllarda Ankara' da benim en sýk uðradýðým
> mekânlarýn baþýnda Sembol
> Tanju'nun Neyzen'i vardý. Beraber Neyzen'e gittik.
>
> Önce dekorasyondan büyülendi. Hatta not defterini
> çýkardý, ufak tefek
> eskizlerini çizdi. Derken ney taksim baþladý. Çok
> þaþýrdý; "Bu dini bir
> enstrüman deðil mi? Dini müzik çalýyor. Burasý
> dindarlarýn devâm ettiði bir
> lokanta mý" diye sordu. "Boþver" dedim, "takýl".
>
> Neyden sonra ise -Neyzen'de adet olduðu üzre- aryalar
> okunmaya baþlandý.
> Misafirim biraz daha þaþýrdý. "Sizde" dedi, "dinî
> müzik dinleyen, opera da
> dinliyor mu?". "Sizde dinlemez mi" diye sordum, aklý
> karýþtý. Bu arada
> hayret içinde masaya yýðýlmaya baþlayan mezelere,
> masalardan masalara
> yapýlan raký-meze ikramlarýna bakýyordu. "Burada herkes
> birbirini tanýr
> mý"diye sordu, "yoo, yahu boþver, sen takýlmana bak"
> dedim.
>
> Aryalar bittiðinde ise sýra popüler þarkýlara geldi.
> Benden sözlerini
> çevirmemi istedi. Bir-iki þarký sonra not defteri
> yeniden çýktý ve deli gibi
> not tutmaya ve soru sormaya baþladý.Alevi türküsü
> okununca, "burasý
> Alevilerin yeri mi?", Dokuz sekiz çalýnca, "buraya
> Çingeneler mi geliyor",
> Ege türküsü okununca "buradakiler efeleri neden
> destekliyor?" diye sorular
> sordu durdu. Arada bir de "bu müziklerden birini dinleyen
> ötekileri de
> dinliyor mu" diye sordu, daha da neler neler;
>
> -Þu Urfa'nýn etrafý dumanlý daðlar
>
> - Buraya Urfalýlar mý geliyor?
>
> - Hayýr.
>
>
> - Lörke, lörke, lülülülü
>
> - Burasý Kürtlerin mi?
>
> - Hayýr
>
> Bunlara anlam vermeye çalýþýrken, önce "Çiao Bella"
> sonra da "Venseremos"
> çalýnca birden ciddileþti.
>
> -Bana istediðini söyle, ama ben bunun Þili Komünist
> Partisi marþý olduðunu
> biliyorum.
>
> -Doðru, öyle zâten.
>
> -Burasý Komünistlerin mi?
>
> -Þöyle bir çevrene bak, öyle mi görünüyor?
>
> -..................
>
> Hayatýnda peçetenin sadece aðýz silmek için olduðunu
> zanneden ve çatal-kaþýk
> ile tabaða vurarak hiç bateri çalmamýþ bu arkadaþ,
> sandalyelere çýkanlardan
> da önce biraz korktu. Sonra onun da içi gitti, fark
> ettim, ama bir þey
> söylemedim.
>
> Mezeler bitip, balýklar geldiðinde ise fena afalladý.
> Önce "biz yemek yedik
> ya" dedi, sonra "ama ben doydum" dedi, fakat ben "madem
> Türk gibi
> eðleneceksin, bunu da yemelisin" deyince, pek itiraz
> edemedi. Bu arada ben
> de þarkýlarý türküleri çevirmeye devâm ediyordum.
> Ben çeviriyordum, o dehþet
> içinde bana bakýyordu, sonra bir soru soruyordu, ben de
> cevâp vermeye
> çalýþýyordum;
>
> -Yaslan daðýn yamacýna Halil Ýbrahim.
>
> -Ýbrahim kim? Meþhur birisi mi?
>
> -Ben ne bileyim.
>
> -Herkes alkýþlýyor, onlar mý tanýyor?
>
> -Bilmem. Yahu, güzel bir türkü iþte, takýlmaya bak.
>
> -Düþman galip geldi haklayamadým, döküldü
> cephanelerim toplayamadým.
>
> -Bu, kahramanlýk türküsü mü?
>
> -Hayýr, eþkýya türküsü.
>
> -Bu eþkiyalar politik mi?
>
> -Yok be, bayaðý eþkiya. Bizde eþkiyaya türkü
> yakarlar.
>
> -Peki þu kýzla adam niye romantik romantik dansediyor.
>
> -Þarký güzel.
>
> -Ben bunu anlamýyorum. Yani aþk, düþman, cephane?
>
> -Boþ ver iþte, takýl.
>
> -Vur hançeri kadýným ben öleyim.
>
> -Neden kadýnýnýn onu býçaklamasýný istiyor?
>
> -Çok seviyor.
>
> -Seviyorsa evlensinler.
>
> -Evlenemezler.
>
> -Niye?
>
> -Dedim ya, birbirini çok seviyorlar.
>
> -Kaným aksýn ki, terk etmem seni.
>
> -Neden kaný akýyor, kaza mý geçirmiþ?
>
> -Yok caným. Yani o kadar çok seviyor. Seni terk edersem
> öleyim diyor.
>
> -Biraz garip.
>
> -Yahu boþver, sen takýl.
>
> Bir-iki þarký daha dinledi. Sonra patladý;
>
> -Yahu sizde bütün þarkýlar aþk ve ölümle ilgili.
>
> -Evet, ne olmuþ. Hayat da öyle. Baþka ne var ki?
>
> -Doðru aslýnda. Ama biraz garip deðil mi?
>
> -Ne yapacaktýk, çayýra çimene þarký mý yazacaktýk?
> Biz bu kadarýný
> yapabiliyoruz.
>
> -Yanlýþ anlama. Hepsinin de sözleri çok güzel.
>
> -Sorun ne?
>
> -Bilemiyorum.
>
> Bütün masalar aðzý kulaklarýnda hoplaya-zýplaya
> "sürünüyorum" diye göbek
> atarken, yüzünü görmeliydiniz. Sonra Çile Bülbülüm
> çalýnca, bu defa komaya
> girdi.
>
> - Bu þarkýda Allah diyorsunuz.
>
> - Evet, deriz.
>
> - Ama Allah deyip raký içiyorsunuz.
>
> - Ne olmuþ, içeriz.
>
> - Yanýlýyorsam, lütfen düzelt. Ýslâm'da alkol
> günahtýr.
>
> - Doðru.
>
> - O zaman neden yapýyorsunuz?
>
> - Güzel oluyor. Sana bir sýr vereyim mi? Bugün müzede
> gördüðün heykeller
> varya, dün burada onlar içiyordu. Allah deyip, raký
> içtikleri için taþ
> oldular. Garsonlar onlarý gizlice müzeye taþýdý.
>
> -.................
>
> - Yahu þaka, gevþe biraz. Sen takýlmana bak.
>
> 10. Yýl marþý baþlayýp, bütün masalar tempo tutunca
> ise manasý Türkçe'de
> aþaðý-yukarý "oha" olan bir lâf etti. En çok da
> Onuncu Yýl Marþý eþliðinde
> tren yapýlmasýný yadýrgadý. Önce kýsýk bir sesle
> "burasý emekli subaylarýn
> lokantasý mý" diye sordu. Nasýl baktýysam, "boþver"
> dedi, "takýlalým".
>
> Bir de bir Arap bir de Yunan þarkýsý çalýnca tümden
> aklý karýþtý.
>
> -Siz Yunanlarý seviyor musunuz?
>
> -Arada bir.
>
> -Ama Yunan þarkýsý dinliyorsunuz?
>
> -Arada bir iþte.
>
> -O demin söylenen Arapça þarký ne diyor?
>
> -Ne bileyim ben.
>
> -Yunanca þarkýnýn sözleri ne?
>
> -Yahu nereden bileyim?
>
> -O zaman neden dinliyorsunuz?
>
> -Güzel oluyor. Ýlla anlamak mý lâzým.
>
> - ................
>
> Bir Azerî türküsünü de tercüme edince, "buradaki
> herkes Azerice biliyor öyle
> mi?" diye sordu, ama artýk ben de de cevâp verecek takat
> kalmamýþtý.
> Onun bu kültür þoku üç-dört saat sürdü. Sonra
> kalkmak istedi, yorulmuþtu.
> "Yahu olur mu" dedim, "daha çorba içeceðiz". Bana çok
> garip baktý, "ama
> yemek yemiþtik. Yemekten sonra da balýk yemiþtik.
> Rakýnýn üzerine nedense
> bira da içtik. Üstelik o kadar yemeðin üzerine sýcak
> helva da yedik, sonra
> bir de meyve yedik. Onun da üzerine kuru yemiþ yedik.
> Kahve de içtik".
> "Olmaz", dedim. "Þimdi de çorba içeceðiz. Devâmýnda
> da dürüm yiyeceðiz.
> Türkler gibi eðlenmek istemiyor muydun?" Boynunu büktü.
> Bir þey söylemedi.
>
>
>
> Oradan bir dürümcüye gittik. Mercimek çorbasý, birer
> porsiyon soslu-soðanlý
> dürüm. Ben "keþke baþka çorba içseydik" deyip,
> keyifle, þýrdan tuzlama, paça
> ve iþkembeyi anlatmaya baþladým, ama yüzünü
> ekþiterek eliyle "ne olur sus"
> gibisinden bir hareket yaptý. Onu pek anlamadým.
> Yolda bana baktý, baktý sonra; "biliyor musun?" dedi,
> "biz Almanlar da
> aslýnda eðleniriz".
> "Ne yaparsýnýz" diye sordum, "uzun masalarda yan yana
> oturup, bira içerek,
> sallandýðýnýzý biliyorum. Bir de bizde ilkokulda
> deve-cüce diye bir oyun
> vardýr. Galiba onu da oynuyorsunuz" dedim. O bir þey
> demedi.
>
> Biraz sonra "biraz fark olacak tabii, siz Akdeniz
> milletisiniz" dedi.
>
> Ben de "tam deðil" dedim. "Aslýnda ayný zamanda
> Kafkasyalý, Orta Asyalý,
> Orta Doðulu, Avrupalý, Balkanlý ve Egeli,
> Karadenizli'yiz" dedim.
>
> "Haydi" dedim. Sevinçle "otele mi gidiyoruz" dedi. "Yoo"
> dedim, "Gölbaþýna.
> Orada göl var. Þimdi yola çýkarsak, þafak sökerken
> orada oluruz. Güneþ
> doðarken raký içeceðiz". Bana garip garip baktý,
> "ondan sonra otele
> dönebilir miyim" diye sordu.
>
> Kahvaltý saatinde oteline býraktým. Öðleyin yeniden
> buluþtuk. Ne kahvaltýda
> ne de öðle yemeðinde hiçbir þey yememiþ. Sadece soda
> içmiþ. "Keþke
> kahvaltýda benim bildiðim bir yer var, oraya gitseydik.
> Sucuklu yumurta
> yerdik" diyecektim, vazgeçtim. "Sakýn Türkleri AB'ye
> sokmayýn" diye bir yazý
> yazmýþ. Çok þaþýrdým, "bana senin Türkiye'nin AB'ye
> girmesini istediðini
> söylemiþlerdi" dedim. "Öyleydi" dedi, "ama o zaman daha
> Türkiye'ye
> gelmemiþtim" dedi. "Türkiye'yi sevmedin mi" diye sordum.
>
> "Bayýldým" dedi, "harika bir ülke" dedi, "ama AB'ye
> girerseniz, hem siz
> bozulursunuz hem de biz bozuluruz" dedi. Çünkü biz
> zâten dominan
> kültürmüþüz. AB'ye girersek, on sene sonra
> Fransýzlar, Almanlar
> "sürünüyorum" diye göbek atmaya, yeni nesil "kadýným
> býçakla beni, seni çok
> seviyorum" diye ilân-ý aþk etmeye baþlarmýþ.
>
> "Þu Ren'in suyu akar delidir oy, oy, oy" gibi, "yaslan
> daðýn yamacýna Hans
> Peter'im" gibi, "Münih'in etrafý dumanlý daðlar" gibi
> filân iþte.
>
> Ayrýca bütün Avrupa obez olurmuþ. Kimse de sabah iþe
> zamanýnda
> yetiþemezmiþ."Bir nasýl bozuluruz" diye sordum, "size"
> dedi, AB'de bunlarýn
> yarýsýný yaptýrmazlar" dedi.
>
> Aman neyse boþverin, biz takýlalým. O da artýk
> takýlýyor zâten..
>
>
>
> (Yazarý bilinmiyor...)

Monday, September 07, 2009

XP and WPA-PSK issue

If you are having the same problem as me in getting the WPA-PSK wi-fi connectivity set up between a Netgear Router and an XP machine, here's a work around I've found after hours of searching:

If you just assign your xp machine it's own IP and set the default gateway to that of the router it should bypass the step where the machine is unable to acquire a new IP address from the router.

So right click your wireless connection in network places, go to status, then properties.Scroll down to TCP/IP, goto properties on that.

Next screen check 'User the following IP address' Pick one that your router allows or has been setup for on DHCP.

In my case this was xx.yy.0.3, subnet mask should take care of its self. Set the Default gateway to your router's ip, In my case xx.yy.0.1.

For DNS set the preferred DNS server as the router's ip, e.g. again in my case xx.yy.0.1.

Now try connecting to the router with WPA/PSK running, enter your pass key in carefully and it should work.

This is by no means a nice or clean fix but it got my wireless up and running!!

Thursday, August 27, 2009

Good luck to Pat

Due to the 2nd baby, I will not be able to play all the footie games on Sundays this year. So I've relinquished the captaincy to Paddy.

Good luck Pat...

Monday, August 17, 2009

Copcatan

Ailenin biri 30 yaşındaki oğullarını evlendirmek için bir çöpçatana
başvurmuşlar iyi bir eş bulsun oğlana diye.
Çöpcatan eve gelmiş ailenin gelinden beklentileri hakkında uzun bir
liste hazırlayıp çöpçatana vermişler...
Iki hafta kadar sonra çöpçatan dönmüş ve aileye çok iyi bir kız
bulduğu mujdesini vermiş.
Tam oğlunuza göre... Mutlu bir yuva kurar, sık sık camiye gider,
duaların çoğunu ezbere okur, harika yemek yapar, çocukları çok sever,
büyük bir aile sahibi olmak ister ve en iyisi de gerçekten bir içim su
kadar güzel !! demiş..
Bunları duyunca aile pek bi memnun olmuş.. Hemen telaş başlamış düğün
dernek nasıl yaparız filan diye...
Ama oğlan bi duraksamış ve çöpçatana sormuş
- Peki yatakta da iyi mi?
- Valla... Kimisi iyi diyooor kimisi kötü

Thursday, August 06, 2009

London Ramadan Times 2009

Islamic Society Of North America, Shafi
London, Greater London
20 Aug 2009 - 20 Sep 2009
DateDaySehriFajrSunriseZoharAsarMagribIftariIsha
1 20 AugThu04:1904:2905:5113:0517:0120:1720:1721:39
2 21 AugFri04:2104:3105:5413:0516:5920:1420:1421:37
3 22 AugSat04:2104:3105:5413:0316:5820:1220:1221:35
4 23 AugSun04:2304:3305:5713:0316:5820:1020:1021:34
5 24 AugMon04:2404:3405:5813:0316:5620:0720:0721:31
6 25 AugTue04:2504:3506:0013:0316:5520:0520:0521:30
7 26 AugWed04:2604:3606:0113:0216:5320:0320:0321:28
8 27 AugThu04:2704:3706:0313:0216:5220:0120:0121:27
9 28 AugFri04:2804:3806:0413:0216:5020:0020:0021:26
10 29 AugSat04:2804:3806:0513:0216:5019:5719:5721:24
11 30 AugSun04:3004:4006:0813:0116:4919:5519:5521:23
12 31 AugMon04:3104:4106:0913:0116:4719:5319:5321:21
13 1 SepTue04:3204:4206:1113:0116:4619:5119:5121:20
14 2 SepWed04:3304:4306:1213:0016:4419:4819:4821:17
15 3 SepThu04:3304:4306:1313:0016:4219:4619:4621:16
16 4 SepFri04:3604:4606:1613:0016:4119:4419:4421:14
17 5 SepSat04:3604:4606:1713:0016:4119:4219:4221:13
18 6 SepSun04:3804:4806:1913:0016:3919:3919:3921:10
19 7 SepMon04:3804:4806:2012:5916:3819:3719:3721:09
20 8 SepTue04:3904:4906:2112:5816:3519:3519:3521:07
21 9 SepWed04:4104:5106:2412:5816:3419:3219:3221:05
22 10 SepThu04:4104:5106:2512:5816:3319:3019:3021:04
23 11 SepFri04:4204:5206:2612:5816:3219:2819:2821:02
24 12 SepSat04:4404:5406:2912:5816:3019:2619:2621:01
25 13 SepSun04:4604:5606:2912:5816:2819:2319:2321:00
26 14 SepMon04:4604:5606:3212:5716:2619:2119:2120:57
27 15 SepTue04:4804:5806:3312:5716:2519:1919:1920:53
28 16 SepWed04:5005:0006:3412:5716:2419:1719:1720:51
29 17 SepThu04:5305:0306:3712:5616:2219:1419:1420:48
30 18 SepFri04:5405:0406:3712:5616:2119:1219:1220:46
31 19 SepSat04:5705:0706:4012:5616:1819:1019:1020:44
32 20 SepSun04:5805:0806:4112:5516:1719:0719:0720:42

Monday, July 13, 2009

Locked ipod

Here's a way to reset the password of your ipod:

Plug in your iPod.
Wait for it to load completely.
Open My Computer (or computer if on Vista). Make sure you can view hidden files.
Go to iPod_control.
Go to the folder named Device.
If your iPod is locked, there will be a file _locked . Rename the file to _unlocked.
Safely remove your iPod and it will be cleared.

TÜRK OLMAK

Aslında çok şeydir, Türk olmak.

Türk olmak,

Osmanlı'nın borcunu ödemektir. Hovarda babanın borçla yaşayan evladı gibi.

Kosova'da ve Bosna'da, Batı Trakya'da ve Makedonya'da bilmem kaç asır geçmişte kalan
meselelerin hesabını vermektir.

Türk olmak;

-
Kıbrıs'ta,

-
Hocalı'da,

-Anadolu'da ve Balkanlar'da soykırımına uğrayıp, karşılığında yapmadığın soykırımıyla
suçlanmaktır.


Türk olmak; faşist olmaktır, vatanına, milletine, bayrağına, tarihine sahip çıktığında.
-
demokrat ve çağdaş olmaktır, vatanına, milletine, bayrağına, tarihine
sövüldüğünde.



Türk olmak;
-
lisanının Avrupa'da yasaklanmasıdı r ve yine Türk olmak kendini ve derdini
anlatamamaktır.

-
Avrupa'da hor görülmektir Türk olmak,

-
ataların bir çok asır önce Viyana'yı kuşattığı için ve hoş görülmemektir- tabii ki - sadece kuşatıp; Napolyon gibi bütün Viyana'yı yakmadığın için.




Türk olmak;

-
Selanik'te Pontus Anıtı'nın,

-
Viyana'da çiğnenen yeniçeri minberinin ve

-
Malta'da papazın üzerine bastığı Türk bayrağı heykelinin önünden geçmektir.




Türk
olmak zordur, çetindir ve eziyetlidir.

-
üç kıtadan dönüp,

-
bir küçük yarımadada misafir muamelesi görmektir.

-
sayısız imparatorluk kurmak Türk olmaktır,

-
aynı zamanda sayısız imparatorluk yıkmak da Türk olmaktır.




Türk
olmak;

-
arabaya koşulan ilk atın vatanında,

-
ilk yazılı antlaşmanın imzalandığı yurtta,

-
yazının bulunduğu,

-
paranın icat edildiği,

-
her metrekaresinden bereket fışkıran bu yurtta,

-
kalkınmak için yabancı sermaye beklemektir.




Türk
olmak;

-
Truva'dan bu yana,

-
Sümer'den bu yana serpilerek gelse de,

-
tarihten eski bu topraklarda,

-
bütün zamandan damıtılarak gelen yüksek değerlerine rağmen,

-
bir haftalık hafıza ile yaşamaktır.-

-
Doğu Roma'yı da

-
Batı Roma'yı da yıkıp,

-
yeni Roma olan AB'ye girmeye çalışmaktır, Türk olmak.




Türk
olmak,

-
Mostar'da köprüdür,

-
Kerkük'te kaledir,

-
İstanbul'da Kızkulesi'dir,

-
Anadolu'da buğdaydır,

-
Çukurova'da pamuktur,

-
Güneydoğu'da tütün,

-
Ege'de üzüm,

-
Karadeniz'de fındık,

-
Trakya'da ayçiçeğidir.




Türk
olmak;

-
Çanakkale'de ölmektir.

-
Çanakkale'de ölmeden önce düşmana su vermektir,

-
onun yaralısını sırtında kendi hastanesine taşımaktır.

-
düşmanın ardından rahmet okumak,

-
kanlısından helallik almaktır.

-
sabahları odana rahmet dolsun diye, camı açmaktır.

-
kar yağdığında kayak yapmayı değil, evsizleri düşünmektir.

-
balkon köşesine kuşlar için, kışın ekmek kırıntısı, yazın su koymaktır.

-
yağmura "rahmet",

-
kara "bereket" diye bakmaktır.




Türk
olmak;

-
harap bir ülkede,

-
zengin ülkelerin müstemlekesini reddedip,

-
tahtadan kılıç ve ipten üzengi ile,

-
paylaşacak ve sahiplenecek tek varlığı fakirlik olmasına rağmen,

-
yedi düvele meydan okumaktır.




Türk
olmak;

-
askere davul-zurna ile uğurlanmaktır,

-
belki de dönmeyeceğini bilerek.




Türk
olmak;

-
annenin şehit oğlunun ardından 'Bir oğlum daha olsun, onu da vatan için
göndereceğim.' demesidir.

-
Babanın gözyaşlarını tutarak, tabutuna son kez dokunurken 'Vatan sağ olsun! '
demesidir.




Türk
olmak;

-
'Türk çayinda radyasyon olmaz!' yalanları ile,

-
'Gusul abdesti alana AIDS bulaşmaz!' dolanları ile yaşamaktır.

-
her hükumetin enkaz devraldığı ama asla ardında enkaz bırakmadığı ülkede
olmaktır.




Türk
olmak;

-
ecdadın yaşadığı kıtlıktan dolayı, çayın yanında gelen şekerden fazla olanı
garsona geri vermektir.

-
Aynı nedenle Türk olmak, yemeği ziyan etmekten korkmaktır.

-
Göz hakkına, diş kirasına saygıdır.




Türk
olmak;

-
Evindeki bir kap aşın yarısını Tanrı misafirine vermektir.

-
Kendi yerde, misafiri döşekte yatırmaktır Türk olmak.




Türk
olmak;

-
milli maçta ağlamaktır.

-
Ayhan Işık'a, Belgin Doruk'a aşık olmaktır.




Türk
olmak;

-
aşkını ölesiye sevmektir.

-
aşkı için ölmektir, öldürmektir.

-
sevdiceğinin elini bir kez tutamadan, toprağa girmektir.

-
en güzel aşk şiirlerini yüreğinde hissetmektir.

-
Eşkıyaya türkü yakmaktır, Türk olmak.

Milletine
sövmektir, ama başkasına sövdürmemektir, Türk olmak.




Türk
olmak;

-
Yunus'u bilmektir,

-
Asık Veysel'i sevmektir.

-
Mevlana'yı, Hacı Bektaş-ı Veli'yi ve Hoca Yesevî'yi

-
tek bir satırını okumasa da yüreğinde taşımaktır.




Türk
olmak;

-
saz çaldığında,

-
ney üflendiğinde,

-
kös dövüldüğünde ve kaval çaldığında,

-
yüreğinin derinlerinde bir sızı sezmektir, bir de Yemen Türküsü'nde...

-
Kendisine verilene 'Nasip',

-
verilmeyenlere 'Kısmet' diyebilmektir.

-
her işin 'Hayırlısına' inanmaktır ve

-
ağlamamak için çok gülmekten çekinmektir.




Türk
olmak;

-
Asya'da batılı,

-
Avrupa'da doğulu diye tepki görmektir.

-
Irk sözünü bilmeden yaşamak, yaratılanı Yaradan'dan ötürü sevmektir.

-
Magazin programları ile dizilerin arasına sıkışsa da,

-
silkinip üzerindeki ölü toprağını atabilmektir.




Türk
olmak;

-
mahalle maçı için aynı saatte, on kişi buluşamazken,

-
milyon kişinin bir araya gelmesidir.

-
tavla oynarken bile kavga ederken, milyon kişinin kavga etmeden gösteri
yapabilmesidir.




Türk
olmak;

-
buhran zamanında Arjantin'de de mağazalar yağmalanırken,

-
daha ağır buhranda sıraya girerek,

-
sorumlusuna en ağır cezayı tek bir cam kırmadan sandıkta kesmektir.




Türk
olmak;

-
en zayıf gününde bile dünyaya meydan okumak,

-
en dertli gününde bile her ufunetin bir şafakta biteceğini bilerek tevekkül
göstermektir.




Zor
iştir Türk olmak.

Türk
olmak;

-
Anadolu'da her düşen yağmur damlasına hamd etmek,

-
her çıkan başak için şükretmektir.




Türk
olmak;

medeniyetler
mozaiği Anadolu'da dik durabilmek ve büyük önder Atatürk'ün kurduğu
Cumhuriyeti, ilelebet payidar kılıp "ne mutlu Türkü'm" diyebilmektir.




Yazan:
Ufuk Gökçen

Living in Virginia Water: A Rental and Relocation Guide

Virginia Water sits in an unusual spot on the Surrey rental map: close enough to London for a genuine commute, but built around a village ce...